KIRIK

dergi

Dijital Çağın Orijinal ve Analog Çocuklarının e-Dergisi

  • Facebook
  • YouTube
  • Twitter
  • Instagram
kırık detgi eser alım içerik gönderim duyuru

Aramıza katıl!

Krem Vintage Benim Dünyam (Dergi Kapağı) (Instagram Hikayesi).jpg

''Ben de yazıyorum!'' diyorsan, burası senin de yerin!

Kırık Dergi’ye gönderdiğin eser homofobi, nefret, şiddet, cinsiyetçilik, ırkçılık, dini, etnik v.b. unsurlar içeriyorsa değerlendirmeye alınmaz.

Kırık Dergi’ye gönderdiğin eser özgün olmalıdır. Gönderdiğin eserin (öykü, inceleme, deneme, şiir, röportaj, çizim, illüstrasyon, karikatür, v.b.) daha önce hiçbir kitap, dergi, gazete, elektronik yayın, blog gibi platformlarda yayımlanmamış olması gerekir. Bu sebeple doğacak telif hakkı problemlerinden eser sahibi sorumludur.

Kırık Dergi, Kasım-Aralık Sayısı için eser alımı başladı!

Kalabalık Bir Caddeyi Çekmek
 

BÜTÜN KIRIK DERGİLER...

Merhaba pek kıymetli okur,

Bize, size ve dünyaya dair her şey için...

Dijital Çağın Orijinal ve Analog Çocuklarının e-Dergisi KIRIK, bugüne dek yayımlanan tüm sayıları ile burada... ÜCRETSİZ!

yeni sayı!

KIRIK DERGİ

EYLÜL-EKİM 2022 SAYISI

KIRIK DERGİ

MAYIS-HAZİRAN 2022 SAYISI

KIRIK DERGİ

NİSAN 2022 SAYISI

Tramvay ve İnsanlar
 

KIRIK DERGİ'DE KÜLTÜR & FELSEFE

NEDEN KIRIK?

İnsanların bir şeyi okumak için dört döndüğü, ilmin şahlandığı bu dönemde kırık, tüm insanlığın ilim ihtiyacına cevap vermek üzere yetkin kadrosuyla siz güzide okuyucularının karşısında.

Kırık, bir dergiden çok; arabadaki hava yastığıdır, dönerden önce bitmeyen ayrandır, soğansız menemendir, bir yıl sonra giydiğin montun cebinden çıkan 50 liradır, radyoyu açtığında sevdiğin şarkının çalmasıdır, metrobüsteki boş koltuktur, martıya atılan simittir, nalburda aradığını bulmaktır, kargocunun seni evde bulmasıdır, sokaktaki kahve kokusudur, yıllar evvel okunan kitabın içinden çıkan nottur…

KİMDİR KIRIK?

Kim olduğumuzu merak ediyorsunuz. “Kim bu kırık?” Açıkçası kimliğimiz önemli değil pek; siz karakterimizi bulmaya çalışın; bizi okuyarak, yazdıklarımızı yorumlayarak.

Bizler dijital çağın orijinal ve analog çocuklarıyız. Ne büyük tufanı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim tufanımız değişen çağ; buhranımız ölen insanlık…


Ne demiş Bahtiyar Vahapzade;
“Korkarım bir zaman gele // İnsanlar yaşaya, insanlık öle…”

Öyle bir fevkaladeliğimiz de yok. Sokaktaki satıcıyız, lokantadaki garson, kaldırımda yürürüz, hayvan severiz, insana insan diye selam veririz, doğayla barışık yaşarız, huzurevlerinde ziyaretçi bekleriz, çocuk yuvalarında şefkat isteriz, çayda demiz, kahvede telveyiz, yeri gelir kitap kurduyuz, yeri gelir muhabbetiz biz dost meclisinde… Öyle sıradanız işte senin gibi, ötede bekleyen, beride duran gibi…

 

Hissettiğimiz, söylemek istediğimiz çok şey var ama her hissedilen için bir cümle kurulamıyor bu devirde maalesef…

Bir duruş biçimi, bir felsefe olsa da yalnızlığımız, en aciliyetinden bir firara ihtiyacı vardı ruhumuzun. Biz de firarımızı kendimizde bulduk; kırık!

DERGİ GALERİSİ

ORTOPEDİK DEĞİL, ANSİKLOPEDİK DERGİ!